↓ Skip to main content

Highlights for Bizim Büyük Çaresizliğimiz

·269 words

Beş el vardı direksiyonda, babanın iki eli, Nevzat Amca’nın iki eli ve gören görür, ölümün eli…

“Azrail’in piyangosu annenle babana vurdu Nihal!”

Daha doğrusu ikimiz de birbirimizin “âşık” halinden pek hoşlanmamıştık.

Sonra sustum. Çok konuşunca olan şey: Konuşmak, anlatmak, anlamsız gelmişti birdenbire. Belki de, katlanıp kaldırılması gereken şeyleri buruşturmuştum.

Nihal’i karnının üzerinde pençelerini ne zaman etine geçireceği belli olmayan yırtıcı bir hayvanla dolaşıyor gibi düşünmüştüm.

Görüyorsun değil mi Çetin, üç buçuk yaşındaki çocuk bile kendi deneyiminden bir yasa çıkarıyor! Başka türlü nefes alınmaz. Başka türlü yaşanmaz. Başka türlü aşk olmaz. Yaptıklarımızı olumlayan yasalar buluyoruz; sanırım aklımız böyle işliyor: Buyurgan iç huzurumuzun boynu bükük kölesi olarak.

balkonda rakı sofrası kurmak

Bu başarısız öykü de, “Genç şair tekrar kalemine sarıldı.” cümlesiyle sona eriyor.

“Reşit, ömür denen şeyin tedricen yaşanmadığını söylerdi. Gerçekten öyle, her şey birdenbire oluyor. Küçük bir çocukken birdenbire, ilaçlarını plastik bir margarin kabında saklayan bir ihtiyar oluveriyorsun. Kendin için, çocukların için, ülken için güzel şeyler ümit ederken, seni biçimlendiren şeyin güzel bir gelecek hayali olduğunu düşünürken, birdenbire kaderinin, güne ayak uyduramamak, gençliğini, geçmişini özlemek ve hızla dönen dünya tarafından hep kenara savrulmak olduğunu görüyorsun.”

Ama siyasetle ilgilenmemişti, çünkü Reşit Bey’e göre, insanlar birbirlerinden ve tarihten bir şey öğrenmiyor, basit güdülerle hareket ediyordu. Bu yüzden siyasetin yapacağı, başaracağı bir şey yoktu.

Sen de o yağmurdan başlayıp o iş arkadaşlarına hatta oradan sokak çocuklarına sıçrayan kıskançlık alevleriyle her tarafı yakıp yıkarsın, iyiliğe karşı içinde keskin bir öfke duyarsın. “İyiliğiniz batsın!” dersin. Böyledir bahar yağmuru, kötü eder adamı.

Memleketinden uzak insanların dumanlı efkârlı ruh haline bizim küçük kızımız da girmiş, bu ruh haliyle geride bıraktığı her şey çok güzel mi gelmeye başlamıştı?

Alper Cugun
Author
Alper Cugun

Related

Leveled up in Turkish

·877 words
Hanging out on Clubhouse from the beginning made me realize how lacking my Turkish was. I got on the app when Germany came online and I think Turkey launched shortly after that and only then did it kick off in the Netherlands.

·25 words
A lovely interview about the magic bus and the hippie period in Istanbul revolving around the Lale Pudding Shop which is still in business.